Vizyona giren iki yeni film, kadınların sessiz çığlığını ve toplumsal adaletsizliğe karşı isyanını farklı türler aracılığıyla beyaz perdeye taşıyor. Mona Fastvold tarihsel bir figürün izini sürerken, Maggie Gyllenhaal ikonik bir miti feminist bir manifestoya dönüştürüyor.

Şaker Mezhebinin Öncüsü: Ann Lee’nin Vasiyeti

Yönetmen ve yazar Mona Fastvold, senaryosunu Brady Corbett ile birlikte kaleme aldığı filmde, 18. yüzyılın en dikkat çekici figürlerinden birine odaklanıyor. 1736 Manchester doğumlu Ann Lee’nin New England’da son bulan yaşamı, gerçekçi ve minimalist bir dille anlatılıyor.

  • Eşitlik ve İnanç: Ann, Tanrı’nın hem kadın hem erkek olduğuna inanarak kadın-erkek eşitliğini, ortak mülkü ve bekârlığı savunan Şaker mezhebine katıldı.
  • Ataerkilliğe İsyan: “Anne Ann” lakabıyla anılan Lee, seks-doğurma-emzirme-ölüm döngüsündeki umutsuzluğa karşı bekâreti Tanrı’ya yaklaşmanın yolu olarak gördü.
  • Görsel Bir Şölen: Görüntü yönetmeni William Rexer’in 70 mm formatındaki ışık-gölge estetiği sahneleri Rönesans tablolarına dönüştürürken, Amanda Seyfried benzersiz yorumuyla başrolde devleşiyor.

Filmde işlenen hoşgörüsüzlük ve şiddet; Gazze trajedisinden Rusya-Ukrayna savaşına kadar günümüz dünyasının karanlık yüzüne ayna tutuyor.

Frankenstein Mitine Feminist Yorum: ‘Gelin!’

Maggie Gyllenhaal, 1936 yapımı “Frankenstein’ın Gelini” klasiğini tersyüz ederek günümüze taşıyor. Gyllenhaal, susturulmuş kadınların öfkesini “elini kaynar suyun içinde tutmaya” benzeterek canavarlarına tutkuyla yaklaşıyor.

  • Dürüst Bir Deneyim: Yönetmen, “Tüm hayatınızı kendinizden kaçarak geçirebilirsiniz ya da dönüp onunla el sıkışabilirsiniz” diyerek, 1930’ların kadınlarının abartılı makyajlarla erkek şiddetini protesto etmelerini vurguluyor.
  • Dev Kadro: Jessie Buckley, Christian Bale, Annette Bening, Penelope Cruz ve Jake Gyllenhaal gibi yıldızları buluşturan film, aynı zamanda sinema tarihine (Metropolis, Persona, Sid ve Nancy) bir aşk mektubu niteliğinde.
  • Sistem Eleştirisi: Warner Bros’un cinsel şiddet içeren sahneleri çıkarma talebiyle karşılaşan Gyllenhaal, bu durumun yönetmen erkek olsaydı yaşanıp yaşanmayacağını sorgularken MeToo hareketine de selam gönderiyor.

Sinemada Yeni Bir Soluk

Her iki yönetmen de sinemanın gücünü kullanarak; ayrımcılığa, cinsel hiyerarşiye ve şiddete karşı silahsız ama kararlı bir duruş sergiliyor. Bu yapımlar, sadece birer film değil, herkesin eşit olduğu bir dünya özleminin perdedeki yansıması olarak öne çıkıyor.

https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/feminist-epik-dram-ann-lee-nin-vasiyeti-ile-feminist-dramatik-komedi-gelin-gosterimde-herkesin-esit-oldugu-dunya-2484691

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir