Mediha Selda Avcı’nın Remzi Kitabevi etiketiyle yayımlanan ilk romanı Hayatın Rüzgârında Buluşmak: Girit’ten Öteye…, mübadele gibi devasa bir tarihi yükü, bireylerin iç dünyasına ve evin en küçük ayrıntılarına indirgeyen sarsıcı bir anlatı sunuyor. Kitabın başkişisi, yalnızca kendi hikâyesinin kahramanı değil; aynı zamanda kendinden önceki kuşakların bastırılmış duygularının, yaşanmış kırılmalarının ve nesiller boyu devredilen o derin eksiklik hissinin de taşıyıcısı konumunda.

Romanı asıl güçlü kılan unsur, mübadelenin büyük tarihini küçük ama hayatın içinden gelen detaylarla duyurabilmesi. Bir seccadenin astarına gizlenen dualar, çeyiz sandıkları, mutfakta kaynayan yemeklerin kokusu ve aile içindeki görünmez gerilimler; metinde birer süs değil, anlatının ana taşıyıcısı olarak yer alıyor. Yazar, göçün sadece mekânsal bir değişim olmadığını; bir sofranın tadının, bir evin düzeninin ve insanın dünyayı algılayış biçiminin kökten yerinden oynaması olduğunu ustalıkla hissettiriyor.

Kitabın ilk bölümlerindeki Nesibe, Bekir, Güzin Hanım ve İhsan Bey gibi karakterler üzerinden kurgulanan aile dünyası oldukça sahici bir zemin üzerine oturuyor. Gelin ile kaynana arasındaki ince gerilimler, yüksek sesle söylenmeyen hesaplaşmalar ve sevginin yorgunluk ya da kıskançlıkla iç içe geçmesi hikâyeye derinlik kazandırıyor. Özellikle kadın karakterlerin; arzuları, kırgınlıkları ve içlerinde biriktirdikleri sessizlikleriyle birlikte resmedilmesi metnin duygusal gücünü artırıyor.

Avcı, Girit’te Müslüman ve Rum toplumlarının bir arada sürdürdüğü hayatı nostaljik bir klişeye düşmeden anlatmayı başarıyor. Ortak kutlanan bayramlar, yortular ve mahalle komşulukları, yaklaşan büyük kopuşun ağırlığını daha da belirginleştiriyor. Burada kaybedilenin sadece bir toprak parçası değil; birlikte yaşama dili ve gündelik hayatın yerleşik dengesi olduğu vurgulanıyor.

Eleana’nın merkezde olduğu bu yolculukta anlatı, çaresizlik kadar direnme gücünü de barındıran geniş bir insanlık hâline kapı aralıyor. Umut ise büyük sözlerde değil, insanın tüm yaralarına rağmen yeniden ayağa kalkma ve bağ kurma çabasında kendini gösteriyor. Yazarın ev içi sahnelerdeki sıcak dili, okura olaylardan ziyade kalıcı bir “duygu iklimi” bırakıyor.

Hayatın Rüzgârında Buluşmak: Girit’ten Öteye…, mübadeleyi bir tarih başlığı olmaktan çıkarıp insanın kalbine ve kuşaklar arası bir sızıya yerleştiriyor. Roman bittiğinde zihinde sadece olaylar değil; taşınamayan eşyalar, yarım kalmış sevdalar ve insanın içinde bitmek bilmeyen o gurbet duygusu kalıyor. Mediha Selda Avcı, bazı göçlerin sınır çizgileriyle bitmediğini, bir bakışta ya da bir susuşta insanın içinde sürmeye devam ettiğini bu etkileyici ilk romanıyla görünür kılıyor.

https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/girit-ten-oteye-gecen-yalniz-insanlar-degil-hafizadir-2485905

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir