Bayram vesilesiyle yolumun düştüğü Samsun’un o bildik gri havasında; denize eğilen bulutlar ve hafif hüzünlü rüzgâr eşliğinde kendimi Atatürk Kültür Merkezi Zehra Yıldız Salonu’nda buldum. Samsun Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen, G.B. Pergolesi’nin yüzyılları aşan eseri “Hanım Olan Hizmetçi” (La Serva Padrona), Şahan Gürkan rejisiyle Türkçe bir yorumla izleyici karşısındaydı.
Bir Evin İçindeki İktidar Mücadelesi
Eser, ilk bakışta eğlenceli ve oyunbaz bir hikâye gibi görünse de perde açıldıkça derinleşen katmanlarını ele veriyor. Anlatılan, basit bir ev içi çekişmenin ötesinde; güç, sınıf, yalnızlık ve değişen rollerin hikâyesi:
- Emekli Albay Uberto: Hayatını katı kurallar ve alışkanlıklarla düzende tutmaya çalışan, ancak bu sert kabuğun altında kırılgan bir ruh taşıyan bir adam.
- Serpina: Eve hizmetçi olarak giren ancak zekasıyla dengeyi kendi lehine çevirerek evin görünmeyen merkezini ele geçiren figür.
Şahan Gürkan’ın rejisi, eseri sadece güldürüye yaslamıyor; karakterlerin iç gerilimini ve her kahkahanın altındaki insani zaafları da görünür kılıyor.
Sahne Arkasındaki Estetik Bütünlük
Yapımın en güçlü yanlarından biri, müziğin hikâyenin ruhunu taşıyan canlı bir damar olarak kullanılmasıydı. Pergolesi’nin zarif ve kıvrak müziği, sahnedeki atmosferle kusursuz bir uyum yakalıyor:
- Müzik Sorumlusu: Diego Moccia
- Dekor Tasarımı: Orhan Açıkgöz
- Kostüm Tasarımı: Gülnur Çağlayan
- Işık Tasarımı: Erdem Kuzaytepe
Göze batmayan ama etkileyici bir estetik denge üzerine kurulan bu dünya, müziğin akışıyla birleşerek izleyiciyi içine alıyor.
İnsan Tabiatının Küçük Bir Özeti
“Hanım Olan Hizmetçi”, büyük laflar etmeden çok şey söylemeyi başarıyor. Bir evin içinden yola çıkarak insanın düzen kurma ihtiyacını, sevgiyi ve arzuyu bastırma çabasını önümüze koyuyor. Bazen bir evin içi, koca bir toplumun özeti gibidir; bu eser de tam olarak bunu hissettiriyor.
Samsun’un gri göğü altında, sahilden salona uzanan o kısa yürüyüşün sonunda izlediğim bu temsil, bende derin ve hoş bir iz bıraktı. Dışarıda deniz ve rüzgâr; içeride ise müzik ve ışığın yarattığı o estetik dünya, şehri yeniden duymamı sağladı.
