Uzay yarışının tüm dünyayı kasıp kavurduğu 1950’li yıllarda General Motors, otomobil ve havacılık mühendisliğini tek bir gövdede birleştirerek tarihe geçti. 1958 yılında tanıtılan Firebird III, sadece bir araç değil; insanlığın hayallerinin asfalta dökülmüş haliydi.
Asfaltta Bir Savaş Uçağı: Sıra Dışı Tasarım
Firebird III, dönemin aerodinamik sınırlarını zorlayan, adeta bir bilim kurgu setinden fırlamış gibi duran detaylara sahipti. Tasarım ekibi, ilhamını bulutların üzerinden almıştı.
“General Motors mühendisleri, Firebird III modelini tasarlarken ilhamlarını doğrudan gökyüzünden aldılar. Aracın dış görünüşüne baktığınızda bir arabadan çok, asfaltta gitmek için özel olarak tasarlanmış kanatsız bir savaş uçağı görüyorsunuz. Gövdesinde yer alan yedi adet kısa aerodinamik yüzey ve âdeta bir roketi andıran kuyruk tasarımıyla bu efsanevi araç, dönemin aerodinamik kurallarını baştan yazıyordu.”
Özellikle sürücü ve yolcuyu birbirinden ayıran “çift baloncuklu kanopi” tasarımı, o yıllarda yola çıkanlar için dünya dışı bir deneyim vaat ediyordu.

Direksiyon Yerine Joystick: Unicontrol Devrimi
Aracın iç kabini, bir otomobilden ziyade uçak kokpitini andırıyordu. Bildiğimiz dairesel direksiyon simidinin yerini, bugün bile fütüristik sayılabilecek bir sistem almıştı.
“Sürücüler hızlanmak, fren yapmak ve araca yön vermek için iki koltuğun ortasında bulunan, ‘Unicontrol’ adındaki bir tür joystick sistemini kullanıyordu. Sadece tek bir küçük kolla koca bir aracı yönetme fikri, 1958 yılı için gerçekten inanılmaz bir vizyondu. Üstelik araçta günümüz otonom sürüş teknolojilerinin atası sayılabilecek, yola döşenen özel kabloları okuyarak kendi kendine gitmesini sağlayan bir otomatik rehberlik sistemi de bulunuyordu.”
Kükreyen Jet Motoru: Whirlfire GT-305
Firebird III’ün gücü, alıştığımız pistonlu motorlardan gelmiyordu. General Motors, aracın ruhuna uygun olarak bir jet motoru teknolojisini tercih etmişti.
“General Motors, bu özel modelde geleneksel pistonlu içten yanmalı motorlar yerine gaz türbinli bir motor kullanmayı tercih etti. Whirlfire GT-305 adı verilen bu mühendislik harikası motor, araca hem muazzam bir güç sağlıyor hem de o ikonik jet motoru sesini yollara taşıyordu.”
Seri üretim için pratik olmasa da bu motor, GM’in teknoloji arenasındaki gövde gösterisinin en önemli parçasıydı.
Miras: Tozlu Raflardan Modern Teknolojiye
Geçmişin “gelecek” tasarımı, bugün kullandığımız otonom sürüş ve aerodinamik çözümlerin temellerini çok önceden atmıştı.
“Firebird III, otomotiv tarihindeki en cesur denemelerden biri olarak kayıtlara geçerken, günümüzdeki otonom sürüş teknolojilerine ve aerodinamik tasarımlara yıllar öncesinden ışık tuttu. Belki bu jet görünümlü arabalar hiçbir zaman seri üretime geçip evlerimizin garajlarını süslemedi ama otomobil dünyasında hayal kurmanın, sınırları zorlamanın ve geleceğe inanmanın ne kadar önemli olduğunu bize çok güzel bir şekilde hatırlattı.”
https://www.webtekno.com/general-motors-un-urettigi-firebird-iii-h212650.html
