Ankara, 6 Nisan günü takvimin ötesine geçen, tarihin ve vefanın iç içe geçtiği çok özel bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Ankara Düşünür Koleji’nin davetiyle Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda düzenlenen etkinliklerde ünlü yazar ve araştırmacı Sunay Akın, başkentlilerle bir araya geldi. Gün boyu süren programlarda Cumhuriyet’ten müzeciliğe kadar pek çok konu ele alınırken, programın ardından gerçekleşen Metin Uca ziyareti günün en duygusal anı oldu.
Tarih ve Cumhuriyet Hikâyelerle Dile Geldi
Sunay Akın, günün ilk yarısında öğrencilerle “İki Kitap Bir Heves” başlıklı söyleşide buluştu. Tarihi, sıkıcı bir ezber yığını olmaktan çıkarıp hayatın içinden canlı bir anlatıya dönüştüren Akın, gençlere Cumhuriyet ideallerini, Atatürk’ün vizyonunu ve kültürün bir millet için taşıdığı hayati önemi anlattı. Özellikle oyuncaklar ve müzeler üzerinden kurduğu bağla, nesnelerin toplumsal hafızayı nasıl ayakta tuttuğunu vurguladı. Gençlerin meraklı bakışları altında gerçekleşen bu buluşma, sadece bilgi aktarımı değil, bir ufuk açma seansına dönüştü.
Akşam saatlerinde ise veliler ve öğretmenler için “Cumhuriyete Giden Yol” temalı ikinci bir konferans düzenlendi. Sunay Akın, bu bölümde Cumhuriyet’in sadece geçmişte kalmış bir askeri başarı değil, evlerde ve okullarda devam etmesi gereken fikri bir yolculuk olduğunu hatırlattı. Didaktik bir dilden uzak, her zamanki meddah üslubuyla; bir mektubun, bir objenin ya da bir hatıranın taşıdığı derin anlamları dinleyicilerle paylaştı.
Cebeci’de Sessiz Bir Buluşma: Metin Uca’ya Vefa
Günün belki de en iz bırakan anı, resmi programın bitişiyle yaşandı. Sunay Akın’ın “Hadi Metin’i de ziyaret edelim” teklifiyle rota Cebeci Asri Mezarlığı’na çevrildi. 2023 yılında aramızdan ayrılan usta televizyoncu ve yazar Metin Uca’nın mezarı başında gerçekleşen bu ziyaret, dostluğun zamana direnen yüzünü gösterdi.
Mezarlık görevlisinin samimi tarifiyle ulaşılan kabrin başındaki sadelik ve Metin Uca’nın o neşeli karakterini simgeleyen küçük kedi figürleri dikkat çekti. Akın, eski dostunun mezarı başında sessiz bir hasret giderirken, bu anlar “bazı dostlukların ölümle tamamlanmadığını, sadece başka bir dile geçtiğini” bir kez daha hissettirdi.
Ankara’daki bu yoğun gün, sadece bir okul etkinliği olarak değil; öğrenciden veliye, geçmişten bugüne uzanan bir köprü olarak hafızalara kazındı. Sunay Akın, başkentten arkasında Cumhuriyet ışığı, müze bilinci ve derin bir dostluk vefası bırakarak ayrıldı.
