Kitapları fiziksel birer nesne olmanın ötesine taşıyarak onları çok boyutlu düşünme alanlarına dönüştüren Turan Aksoy, Lefkoşa ARUCAD Art Space’teki yeni sergisiyle sanatseverleri derinlikli bir keşfe çıkarıyor. “İçeriye Doğru” adını taşıyan sergi; görseller, aforizmalar ve fotoğraflar aracılığıyla izleyiciyi parçalanmış bütünlükleri yeniden kurmaya ve sayfalar arasında zihinsel bir yolculuğa davet ediyor. Sanatçı, İstanbul’un çok katmanlı yapısını ve gölge kavramını kitap formu üzerinden yeniden yorumluyor.


Serginin Odağı: Zihinsel Derinleşme ve Katmanlar

Serginin ismi ve içeriği, sadece fiziksel bir gözlemi değil, aynı zamanda kavramsal bir köprü kurma çabasını temsil ediyor. Turan Aksoy, serginin temel motivasyonunu şu sözlerle açıklıyor:

“Sergi ismi, ‘İçeriye Doğru İmkânsız Bir Köprü’ kitabından geliyor; geçmişle gelecek arasında ve hem de bizden saydığımız ve saymadığımız kültürler arasındaki geçişlere referans veriyor.”

Kitap formunun kendi sanat pratiğindeki yerini ise şu şekilde tanımlıyor:

“Bir resim, üç boyutlu bir iş ya da bir enstelasyonun başlangıç sürecinden, motivasyonlarından farklı bir şey yok sanatçı kitabı yapmanın. Yalnızca en baştaki o belirsiz, bulanık imgeyi bir malzeme ile, bir büyüklükle vs. düşünmeye başladığımda, bunlar, bu sergide görülen işler bir kitap şeklinde kendini gösteriyor.”


Parçalanmış Bütünlük ve İzleyicinin Rolü

Sergideki eserler, alışılmışın aksine ciltlenmemiş ve açılmış sayfalar halinde sunuluyor. Bu tercih, izleyiciyi pasif bir bakıcıdan aktif bir kurucuya dönüştürmeyi hedefliyor. Aksoy, bu yapısal tercihin nedenini şöyle aktarıyor:

“Bahsettiğiniz anlamda bütünlük zamansal-kronolojik ve tutarlılık gibi şeylere karşılık geliyor sanırım. Ben kitabı sayfalar halinde koyarak izleyiciye, okuyucuya farklı biçimlerde -benim de yaptığım gibi- zihinsel olarak onları bir araya getirme şansı sunmuş oluyorum.”

Sanatçı, eserlerin “biricikliği” ve üretim adedi konusuna da açıklık getiriyor:

“Kitap normalde yüzler, binlerce basılan bir şey; sanatçı kitapları ya da photo-booklar yalnızca demo halinde de üretilir. Ben ise on, yirmi civarında el yapması edisyon üretiyorum ve bu edisyonlar numaralandırılıyor.”


Gölge Üçlemesi ve İstanbul’un Çoğul Yapısı

Aksoy’un üretiminde önemli bir yer tutan “Gölge Üçlemesi”, kavramın farklı boyutlarını bir araya getiriyor. Sanatçıya göre gölge üç farklı düzlemde karşımıza çıkıyor:

“Gölge, ‘Minyatürün Gölgesi’nde geçmişin üzerimizdeki etkisine, ‘Yanıltıcı bir Gölge’ de sanatçının eseri üzerinde yer alma, iz bırakma isteğine ve ‘Durmaksızın Değişen Gölge’ de ışığın karşıtı ya da sonucu olan, gerçekten gölge olan şeye karşılık geliyor. Bu üçleme planlanmış bir şey değil, bir sonuçtur.”

İstanbul ise bu anlatıda sadece bir arka plan değil, bir düşünme biçimi olarak yer alıyor:

“Her şehir için söyleyemem ama İstanbul bir karşıtlıklar ve karşılaşmalar alanlarıdır, tekil ve tekin değildir. Sahne demezdim ama denirse çoğuldur, sahnelerdir.”


Okuyan mı, Bakan mı?

İzleyicinin sergiyle kurduğu dinamik ilişki hakkında sanatçı, iki eylemin iç içe geçtiğini belirtiyor:

“Sergi boyunca izleyici ve okuyucunun sürekli yer değiştirdiğini düşünebiliriz sanırım. Sergileme biçimi buna cesaretlendiriyor.”

Gelecekteki üretimlerinde kitap formunun ağırlığının artabileceğini işaret eden Aksoy, sanat yolculuğuna dair şu öngörüde bulunuyor:

“Üretimimde malzeme ile düşünmenin sonuçları önemli yer tutuyor. Kitap formunda sanat üretimi sanırım yaş ilerledikçe daha fazla yer alabilir.”

https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/turan-aksoy-dan-iceriye-dogru-acilan-bir-sergi-2494125

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir