Bazı kitaplar sadece okunmak için değil, içimizde çoktan dönmeye başlamış bir çarkın sesini duymak için vardır. Mertcan Karacan’ın Remzi Kitabevi etiketiyle okura sunduğu “Zamanın Çarkı Döndüğünde” adlı eseri, tam da bu derinlikten sesleniyor. Kitap, zamanı sadece kronolojik bir akış olarak değil; değerlerin aşınması, kelimelerin yorulması ve vicdanın sınanması üzerinden ele alan sarsıcı bir deneme toplamı niteliğinde.


Üç Kapılı Bir Hayat Muhasebesi: Geldim, Gördüm, Sevdim

Kitap, okuru üç temel eşikten geçirerek derin bir düşünce yolculuğuna çıkarıyor. Bu bölümler, birbirinden kopuk başlıklar olmanın ötesinde, bir insanın hayata ve edebiyata bakarken geçtiği duygusal durakları temsil ediyor:

  • “Geldim”: Yazar bu ilk bölümde zamanın toplumsal yaralara bıraktığı izlere ve sistemin sert yüzüne odaklanıyor.
  • “Gördüm”: Tanıklığın devreye girdiği bu kapıda; anılar, kişisel karşılaşmalar ve hayatın içinden süzülen izler metne karışıyor.
  • “Sevdim”: Yazının vefanın ve sevginin aydınlığına açıldığı bu bölümde Karacan; edebiyatın ustalarına ve kendisinde iz bırakan dizelere incelikli bir selam gönderiyor.

Eşyanın Hafızasından Toplumun Vicdanına

Zamanın Çarkı Döndüğünde’nin en dikkat çekici yönü, gündelik meseleleri evrensel insanlık sorularına dönüştürebilmesidir. Örneğin; “Sür Eşeği Orta Asya’ya” başlıklı yazıda, eski Türk geleneklerinden yola çıkarak bugünün kaybolan kütüphanelerine ve unutulan yazarlarına uzanan bir köprü kuruluyor. Yazar, bir eşyanın akıbetini bir milletin belleğiyle birleştiriyor.

Karacan’a göre eşya sadece bir nesne değildir; bir ömrün izi, bir dönemin tanığıdır. Yazarın şu can alıcı sorusu okurun zihninde yankılanıyor:

“Bir toplum, kendi hafızasını bu kadar kolay elden çıkarırsa geriye ne kalır?”


Kelimelerin Anatomisi ve Güç Dengesi

Kitabın bir diğer önemli durağı olan “Neresi Hoş Bunun?” yazısında Karacan, “hoşgörü” kelimesini mercek altına alıyor. Kelimeyi törensel anlamından sıyırarak, güçlünün güçsüze tanıdığı geçici bir alan olup olmadığını sorguluyor. Yazara göre kelimelerin başına gelenler, insanların başına gelenlerden bağımsız değildir; dil, toplumun vicdan haritasıdır.


Sonuç: Çark Dönerken Bizden Geriye Ne Kalıyor?

Mertcan Karacan’ın dili yer yer öfkeli, yer yer hüzünlü ancak her zaman güçlü bir vicdan duygusuyla besleniyor. Bu denemeler okuru sadece izlemeye değil, “bir daha bakmaya” davet ediyor.

Zamanın Çarkı Döndüğünde, genç bir yazarın hayata, topluma ve dile tuttuğu keskin bir ayna. Kitap bittiğinde ise asıl mesele zihinlerde netleşiyor: Zamanın çarkı dönerken biz neyi koruyabildik, neye sahip çıkabildik ve ne kadar insan kalabildik?

https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/zamanin-carki-dondugunde-unutulanin-eksilenin-ve-insanin-ardindan-2503466

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir