Türkiye’de yenilikçi iş modelleri ve katma değerli ürün üretme potansiyeliyle ekonomik büyümenin lokomotifi haline gelen teknogirişimler yani startuplar, ulusal yenilik kapasitesine katkı sunmaya devam ediyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile iş birliği içinde yürütülen kapsamlı araştırmalar, KOBİ statüsündeki bu dinamik yapıların profilini, finansal kaynaklarını, küresel açılımlarını ve karşılaştıkları kronik bariyerleri net bir şekilde ortaya koyuyor. Ekosistemin büyüme sancıları ile sunduğu fırsatlar, geleceğin ekonomi politikalarına da yön veriyor.
Kadın Ortaklarda Lisansüstü Eğitim Öne Çıkıyor
Teknogirişimlerin kurucu veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının demografik yapısı incelendiğinde, erkek egemen yapının sürdüğü göze çarpıyor. Girişimlerin kurucu ortaklarının yüzde 87,1’ini erkekler oluştururken, kadın girişimcilerin oranı yüzde 12,9 seviyesinde kalıyor. Eğitim düzeyine bakıldığında ise ekosistemin oldukça nitelikli bir kitleden beslendiği görülüyor. Her iki cinsiyette de lisans ve üzeri eğitim seviyesi ağırlıktayken, kadın girişimcilerde lisansüstü eğitim oranının görece daha yüksek olması dikkat çekiyor. Erkek ortakların yüzde 46,0’ı lisans, yüzde 23,5’i yüksek lisans ve yüzde 19,7’si doktora mezunuyken; kadın ortaklarda doktora veya eşdeğeri mezuniyet oranı yüzde 28,5, yüksek lisans oranı ise yüzde 24,6 olarak kayıtlara geçiyor. Mezuniyet alanlarında ise mühendislik, imalat ve inşaat yüzde 49,7 ile açık ara liderliğini korurken, bunu iş, yönetim ve hukuk ile bilişim ve iletişim teknolojileri takip ediyor.
Özel Sektör Hafızası ve Küresel Deneyim
Girişimcilerin arka planına bakıldığında, iş deneyiminde özel sektörün ağırlığı hissediliyor. Kurucu ortakların yüzde 81,4’ü daha önce özel sektörde ücretli olarak çalışmış kişilerden oluşurken, yüzde 46,5’inin geçmişinde de bir girişimcilik deneyimi bulunuyor. Ekosistemin küresel entegrasyonu da azımsanmayacak düzeyde seyrediyor zira ortakların yüzde 37,4’ünün yurt dışında eğitim veya iş deneyimine sahip olduğu görülüyor. Bu kitlenin yüzde 70,9’u yurt dışında eğitim alırken, geri kalan kısmını yerli şirketler tarafından yurt dışında görevlendirilenler veya orada ücretli çalışan kişiler oluşturuyor.
Personel İstihdamında Yüksek Ücret Beklentisi Bariyeri
Teknogirişimlerde çalışan personelin yüzde 69,0’ını erkekler, yüzde 31,0’ını ise kadınlar oluşturuyor. Personel profilinde de lisans mezunları ezici bir çoğunluğa sahip bulunuyor. Ancak ekosistem büyürken nitelikli iş gücüne ulaşmakta ciddi sorunlar yaşıyor. Ar-Ge, yazılım, tasarım ve pazarlama gibi stratejik alanlarda uzman personel istihdam etmeye çalışan girişimlerin yüzde 34,1’i büyük güçlüklerle karşılaşıyor. Bu zorlukların başında ise başvuru sahiplerinin yüksek ücret beklentileri, ilgili alandaki nitelik ve deneyim eksikliği geliyor.
Finansmanda Özkaynak Ağırlığı ve Yatırımcı Çıkmazı
Teknogirişimlerin en kronik sorunu finansman noktasında düğümleniyor. Girişimlerin en önemli finansman kaynağı, kuruluş döneminde yüzde 89,7, ilerleyen referans dönemlerinde ise yüzde 79,0 ile kendi sermayeleri ve özkaynakları oluyor. Faaliyetlerin önündeki en büyük engelleyici faktör olarak yüzde 80,8 ile yüksek maliyetler ilk sırada yer alırken, bunu özkaynak yetersizliği ve kredi veya girişim sermayesine ulaşamama sorunları izliyor.
Yeni finansman arayışına çıkan girişimlerin oranı yüzde 54,4’ü bulsa da, yatırımcılarla masaya oturan startuplar ciddi uzlaşı sorunları yaşıyor. Finansman arayan girişimlerin yüzde 72,2’si gelen yatırım tekliflerini yetersiz buluyor. Ayrıca yatırımcıların girişimden beklenenden fazla katılım payı talep etmesi ve sunulan sözleşme hükümlerinin kabul edilebilir olmaması, girişimlerin karar alma özerkliğini tehdit eden unsurlar olarak öne çıkıyor.
İhracatın Şifresi Ar-Ge ve E-Satış
Girişimlerin küresel pazarlara açılmasında e-satış ve Ar-Ge faaliyetleri kaldıraç görevi görüyor. Ekosistemdeki teknogirişimlerin yüzde 22,2’si internet veya Elektronik Veri Alışverişi üzerinden e-satış gerçekleştiriyor. Yurt dışına e-satış yapanların yöneldiği coğrafi bölgelerde yüzde 28,4 ile Avrupa Birliği ülkeleri ilk sırada yer alırken, onu yüzde 22,5 ile ABD izliyor.
Genel ihracat performansında ise Ar-Ge’nin gücü net bir şekilde kanıtlanıyor. Herhangi bir dönemde Ar-Ge faaliyeti yürüten teknogirişimlerin yüzde 25,6’sı ihracat yapmayı başarırken, Ar-Ge yürütmeyenlerde bu oran yüzde 12,9’da kalıyor. En fazla ihracat yapılan bölge yüzde 66,2 ile yine Avrupa Birliği ülkeleri olurken, ABD yüzde 40,1 ile üçüncü sırada yer alıyor. Ancak sınır ötesi ticarette girişimlerin belini büken bazı lojistik ve bürokratik engeller mevcut. İhracatçı teknogirişimlerin karşılaştığı en büyük zorluk yüzde 29,9 ile lojistik maliyetlerin yüksekliği olurken, ürün teslimi ile iade maliyetleri ve online ödeme sistemlerinde yaşanan aksaklıklar küresel rekabeti zorlaştırıyor.
En Büyük Silah Yenilikçi Teknoloji Sunmak
Tüm finansal ve operasyonel zorluklara rağmen teknogirişimler, pazarda ayakta kalma ve ekonomik performanslarını artırma konusunda kendi güçlerinin farkında görünüyor. Girişimlerin yüzde 77,5’i ekosistemdeki en önemli rekabet avantajlarının yenilikçi teknoloji sunmak olduğunu belirtiyor. Bunu güçlü müşteri ilişkileri ile alanda deneyimli ve yetkin bir ekibe sahip olmak takip ediyor. Türkiye teknogirişim ekosistemi, yüksek maliyet ve nitelikli personel krizini aşabildiği ölçüde, yenilikçi teknolojisiyle küresel pazarda çok daha güçlü bir oyuncu olma potansiyelini barındırıyor.
https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/57932
ÖZEL HABER
01.06.2026
