Uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırrı çoğu zaman katı diyetler, düzenli egzersiz ve disiplinli bir yaşam biçimiyle ilişkilendirilir. Ancak 100 yaşını aşan birçok kişinin yaşam deneyimi, bu anlayışın her zaman böyle olmadığını gösteriyor. Bir asrı geride bırakan insanların paylaştığı ortak alışkanlık ise dikkat çekiyor.

Son yıllarda yapılan röportajlar ve gözlemler, uzun yaşamın ardında çoğu zaman katı kurallardan ziyade hayata bağlı kalmanın etkili olduğunu gösteriyor. 100 yaşını aşmış kişilerle gerçekleştirilen görüşmelerde dikkat çeken ortak bir nokta bulunuyor. Bu kişilere göre uzun ömrün en önemli unsurları arasında güçlü sosyal ilişkiler, düzenli günlük alışkanlıklar ve keyif veren hobiler yer alıyor.

Hayata Bağlı Kalmanın Önemi

101 yaşındaki Ruth Goldberg Jaskow, uzun yaşamayı hiçbir zaman planlı bir hedef olarak görmediğini söylüyor. Florida’daki evinden verdiği röportajda bunu esprili bir dille anlatan Jaskow, en büyük motivasyonunun kendisinden önce hayatını kaybeden eşinden daha uzun yaşamak olduğunu ifade ediyor.

Jaskow’a göre uzun yaşamın sırrı katı kurallar değil, aktif kalmak. Ona göre insanlar hayatlarını sürekli sınırlamak yerine basit bir prensibe odaklanmalı: Hareket etmeyi sürdürmek.

106 yaşına kadar yaşayan Katie MacRae de benzer bir yaklaşımı dile getiriyor. MacRae’ye göre önemli olan, kendini katı kurallarla sınırlamak değil; mutlu olmak ve hayatın tadını çıkarmak. Ona göre insanı hayata bağlayan unsurların başında ise çoğu zaman sosyal ilişkiler ve keyif veren aktiviteler geliyor.

Sosyal Hayatın Uzun Ömürdeki Rolü


102 yaşındaki eski hemşire Janet Gibbs de uzun yaşamın güçlü sosyal bağlarla ilişkili olduğunu düşünenler arasında yer alıyor. Yeni Zelanda doğumlu olan Gibbs, hayatının büyük bölümünü Avustralya’da geçirdi ve 86 yaşına kadar golf oynamayı sürdürdü.

Gibbs’e göre golf sadece bir spor değildi; aynı zamanda arkadaşlarıyla iletişimde kalmanın bir yoluydu. Onu sahaya çeken şey rekabetten çok, birlikte geçirilen zaman ve kurulan sosyal bağlardı.

Uzmanlar da benzer bir noktaya dikkat çekiyor. 100 yaş üzerindeki kişileri inceleyen araştırmacılar, uzun yaşayan insanların günlerini tamamen boş geçirmediğini belirtiyor. Çalışmasalar bile kitap okumak, aileleriyle vakit geçirmek ya da sosyal topluluklara katılmak gibi etkinliklerle zihinsel olarak aktif kalmayı sürdürüyorlar.

Uzun Ömürlü İnsanlarda Amaç ve Motivasyon

Uzun yaşam üzerine araştırmalar yapan Ben Meyers’e göre dikkat çekici bir durum daha var: 100 yaşını aşan insanların büyük bölümü aslında bu kadar uzun yaşamayı özellikle hedeflemiş değil.

Meyers, yüzlerce yaşlı insanla yaptığı görüşmelerin ardından şu sonuca ulaştığını söylüyor: Bu kişiler yaşam sürelerini uzatmaya odaklanmaktan çok, hayatın içinde aktif bir şekilde yer almaya odaklanıyor.

Araştırmacılara göre yaş ilerledikçe insanların üstlendiği roller ve fiziksel olanakları değişebiliyor. Ancak amaç duygusu tamamen ortadan kaybolmuyor; yalnızca farklı bir biçim alıyor. Bu nedenle uzun yaşamın temelinde katı disiplinlerden çok, hayatla bağ kurmayı sürdürmenin önemli olduğu ifade ediliyor.

KARDEŞ HABER

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir