2021 yılında yapılması planlanan ancak pandemi nedeniyle ertelenen sayım, 1,24 milyar dolarlık bir bütçeyle gerçekleştiriliyor.
- Görevli Sayısı: 3 milyondan fazla personel sahada olacak.
- Kapsam: 28 eyalet, 8 birlik bölgesi, 7 binden fazla şehir ve 640 bin köy.
- Dijital Yöntem: İlk kez akıllı telefon uygulamaları kullanılacak. Vatandaşlar çevrim içi sistemle kendi kayıtlarını oluşturup dijital kimlik numarası alabilecek.
İki Aşamalı Süreç
Genel Kayıt Memuru ve Nüfus Sayımı Komiseri Mritunjay Kumar Narayan’ın açıklamasına göre süreç şu şekilde ilerleyecek:
- Birinci Aşama (Çarşamba – Eylül): Hane bilgileri, konut sahipliği ve temel hizmetlere (su, elektrik, internet vb.) erişim sorgulanacak.
- İkinci Aşama (Şubat): Eğitim, göç ve doğurganlık verilerinin yanı sıra merakla beklenen kast sayımı bu aşamada yapılacak.
Tüm sürecin 31 Mart 2027 tarihinde tamamlanması hedefleniyor.
Siyasi ve Toplumsal Dengeler: Kuzey-Güney Gerilimi
Nüfus verileri, Hindistan’daki seçim bölgelerinin yeniden çizilmesinde temel teşkil edecek.
“Nüfus artışının hızlı olduğu kuzey eyaletlerinin parlamentoda daha fazla temsil edilmesi, artışı yavaşlayan güney eyaletleri ile bir gerilime yol açabilir.”
Ayrıca, geçen yıl yasalaşan kadınlara parlamentoda üçte bir kota uygulaması, bu sayımın ardından netleşecek yeni sınırlar doğrultusunda hayata geçirilecek.
Kast Sayımı Neden Tartışmalı?
Hindistan’da kapsamlı kast sayımı en son 1931 yılında yapılmıştı. Başbakan Narendra Modi ve partisi BJP, toplumsal bölünmeyi artıracağı gerekçesiyle bu duruma uzun süre karşı çıksa da, gelen baskılar sonucu geri adım attı.
- Savunucular: Profesör Sukhadeo Thorat ve araştırmacı Yashwant Zagade gibi isimler, veri olmadan dezavantajlı grupların sorunlarının çözülemeyeceğini ve ayrıcalıkların nasıl işlediğinin ancak bu şekilde görülebileceğini savunuyor.
- Eleştirenler: Hükümetin Ulusal Vatandaşlık Kaydı (NRC) ve Vatandaşlık Değişiklik Yasası (CAA) ile bu verileri Müslüman azınlığı hedef almak için kullanabileceğinden endişe ediyor.
Gecikmenin Maliyeti
Kalkınma ekonomisti Dipa Sinha ve ekonomist Ashwini Deshpande, 5 yıllık gecikmenin veri boşluklarına yol açtığını vurguluyor. Güncel olmayan verilerin yoksullukla mücadele programlarında yanlış kaynak dağılımına sebep olduğu ve sosyal yardım politikalarının etkinliğini zayıflattığı belirtiliyor.
